Bunlar hep birbiriyle alakalı


Genç bir kadını kaçırıp tecavüz eden, ardından bu durumu gizlemek için benzin döküp yakan erkekler bu ülkenin her yerindeler. Milletvekilliği koltuğuna oturanından esnafına, işsizine bu ülkedeki erkeklerin çoğu benzer bir hadiseyi yarın da gerçekleştirebilirler. Tacizci tecavüzcü erkeklere, işkenceci polislere, işi kılıfına uyduran memura cezasızlık büyük problem evet ama daha çok bu ekosistemi oluşturan nedenlere bakmalıyız. Kendi davranışlarımıza bakmalıyız. Hayatla, kendimizle, ailemizle ve dünyayla ilişki kurma biçimlerimize bakmalıyız. Benzer davranışlar sergilemiyor olsak bile dilimizden düşmeyen cinsiyetçi küfürleri ortadan kaldırmalıyız, savaşı silahı kutsamaktan vazgeçmeliyiz, gerektiğinde Ermeni de olabilmeliyiz Kürt de, sunni de olabilmeliyiz alevi de. İnanın çok alakalı..

Reklamlar

Rahat uyuyor musunuz?


kombilerimiz bizi ısıtmak için can çekişirken ülkeye davet edilen yaklaşık 2 milyon suriyeli ne halde acaba? göç idaresi genel müdürü, onun amiri olan içişleri bakanı, onun amiri olan başbakan ve hepsinin tasmasını elinde tutan arkadaş rahat uyuyabiliyor mu?!

Fotoğraflar


İlk fotoğraf 20 Ocak 2007, ikincisi 20 Ocak 2015. İlk fotoğrafın akşamında bir arkadaşımızı Ankara’ya yolcu ederken Samsun Otogarı’nda Hrant Dink’in katili gözümüzün önünde tutuklanmıştı, üzerinden çok yıl geçti memleketin hali malum.. Yalnız üzerimdeki kazak eskimemiş, biz çok eskimişiz, yıpranmışız.. Ama arkadaşlar güzeldir hep, iyi dilekler de öyle, teşekkürler hepsi için.. Umut varsa problem yok..

10418861_10153091307518109_1264754231636090511_n

Bu nasıl oyun?


Bu akşam Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda Hıdırellez isminde müthiş bir oyun izledim. Hikaye Edirne’de 12 Eylül sonrasında geçiyor. Polisten kaçan devrimci bir gencin burada teyzesinin yanına sığınması ve Romanlar’ın yaşantısından kesitler anlatılıyor. Oyun boyunca Romanlar’ın devlet tarafından ötekileştirilmesi, devrimci gençlerin iyi bir dünya hayali kurarken cezalandırılmaya çalışılması, devletin Roman gettolarına hizmet götürmediği için sokaklarını bok götürmesi, ne halleri varsa görsünler, birbirlerini yesinler diye düşünen üniformalı memurların bu semte uğramaması, İstanbul’dan gelen akrabanın buradaki insanların yaşam şeklinden bihaber olması, burada yaşayan Romanlar’ın da Başbakan’ın ismini dahi bilmemesinden bahsediliyor. Finale kadar hikaye de, eleştiriler de, oyuncular da müthiş. İçimden, resmen bir Emir Kustarica eseri yaratmışlar diyorum. Ancak finalde sahnenin neresinde bayrak gösterilebilecek yer varsa oralardan bayraklar dalgalandırılıyor. Bu yüzden mest olduğumuz bu oyunun ekibini alkışlayamadan arkadaşımla birlikte tiyatroyu terk etmek durumunda kalıyoruz. Oyunun tamamında anlatılan bu ötekileştirme hikayesine ne kadar tezat diye sinirleniyoruz. Bayrak meselesi üzerinden nefret duyulan Kürtler’in yaşanmış hikayelerini çok değiştirmeden aynı oyunda, aynı duygularla sahnelersiniz çünkü. Çokça insani meselelerin anlatıldığı, bu dokunaklı oyunun bu şekilde sonlanması üzücüydü. Geceyi daha umutlu bitirmek adına belki de yapmaya çalıştıkları bir ironiydi, ama çok kalın kaçmış sanki diyerek vedalaşıyoruz. Ayrıca oyundaki esas kız ile esas oğlan kavuşamıyor. Umutlarının yolu açılsın diye Yunanistan’a kaçmak isteyen Ender Türk ya da Yunan askerler tarafından Hıdırellez sabahı öldürülüyor. Ve oyunda anlatılan, barışla ilişkilendirilen Hıdırellez kana bulanıyor. İyi geceler.