başlarken


ACI

Aslında aslı olmayan bir yolda, hayatın gidişini izlerken ki izlemek için durmak mı lazım bir kenarda ya da çıkmak mı lazım hayatın içinden bilinmez. Hayatı kaçırıyor olmanın ızdırabını tattırırcasına hani ya duruyor ya da çıkıyoruz ya görmek niyetine olan biteni, izlenilenler görülenler hep acı veren kıvamda yaşanıyor anlaşılamayan hayat oyununda… İşte tam da bu yüzden hayat akıp giderken, duruma pek elleşmemek mi gerekir, yoksa acı çekmek bu işe anlam katar huzuruyla, durduk yere kendimiz bile fark etmeden durmak, oturmak bir kenara bağdaş kurmak hatta yolun en tenha gölgelik yerine, izlemek mi gerek geçen tüm hayatı…

 

 

Başlarken işte tam da bu karmaşık düşüncelerle paylaşmak gerekir sanırım bu işi yapmaya çalıştığımızda yani hayat akıp giderken durup izlemenin acı veriyor olduğunu.

Acı çoğu zaman anlam kargaşasının en büyük mayasını oluşturuyor sanırım. Anlam karmaşıklaştı mı yenisini arama çabasına bürünüyor, arama çabası bize doğru olması gerekenin gerçeğin ta kendisi olduğunu bulduruyor ve her gerçek içinde acının özünü barındırıyordu… Acı, doğarken, bebekken, çocukken, gençken, yaşlıyken hep bize eşlik eden yegâne dostumuz oluyor birlikte yaşamanın aşkını tadıyoruz her an… Acı çekmeden olmuyor sonra, o bizsiz biz onsuz olamıyoruz… Hepimiz kendimize bile söyleyemediğimiz zamanlarda adına acı demediğimiz birçok duygu için gönlümüzü tam ortaya koyuyoruz… Biliyoruz acı gönülden olunca tadı da başka oluyor… Gönül acısı en kıvamlısı geliyor… Ama hayat bu kadar tatlı acıları barındırmıyor tabi, ölüm acıları geliyor en kaçınılmaz duygularla, sonra başarısızlığın verdiği acılar, çeşit çeşit kıvam kıcam acı geliyor peş peşe hayat denen amacının ne olduğu belli olmayan oyunun kenarında. Yoksa tam da üzerine mi geliyoruz “ hayat akıp giderken durup izlemek gerek bazen” işte tam da bunu derken durup izlediğimiz bu zamanlar acıları hissettiğimiz zamana mı çakışıyor…Hayatı gönlümüz acıyınca mı izliyoruz yada ölüm acısı mı sıyırıyor bizi bu karmaşıklığın içinden de durup izleme fırsatı buluyoruz, başarısızlıklar da aynı oyunu mu oynuyor bize… Çıkarıyor alıyor sonra da bir bak mı diyor işte sen bunun içinde resmi yollardan boğulma oyununu oynuyorsun aslında diyor…

 

Bilemiyorum işte, ne diyorsa diyor… Hayat diyorsun ve bakıp geçiyorsun… Mutlak bir zamanda akıp giden sabit debili bu nehrin içinde bir gün mutlak boğulmak zorunluluğuyla acı çekme yüceliğini yaşıyorsun…

 

 

Saygılarımla……..süleyman çakıroğlu

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s