
Hava kararmak üzereydi, eve doğru yol alırken bir yandan da eve gidince ne yapacağımı düşünüyordum. Amaçsızdım, şuursuzdum günlerdir. Esasen nedenin ne olduğunu biliyordum kendi içimde, yalnızdım. Beni anlayan nadir dostlarım vardı çevremde ama uzaktalardı çoğu. Yakınımda olsalar ya diye düşünürüm hep, zira kendini anlatamıyor olmak zordu en nihayetinde, insan birilerine kendini, derdini,
E tabii ki salak bunu bilmeyecek ne var diyebileceğinizi düşündüm şimdi yazarken, ama bunun altında kalmaya niyetim yok. Bir çok şeyi teoride bilebiliriz, ama bu gerçekler gündelik hayatta suratımıza çarpmadıkça ya da yaşadıklarımızın aslında “bildiğimiz” o teorik üzücü gerçeklerle ilişikli olduğunu kestiremeyiz.
Nitekim yürümeye devam ettim o akşam, iletişimin, insan ilişkilerinin, yalnızlığın karanlığına eklenen akşam karanlığında..
